Acıklı Aşk Mektupları


Son kez yazıyorum sana, kelimeleri mümkün olduğunca eğerek yazıyorum sen eğilmediğin için. Yokluğun acıttığı için sığınıyorum bu mektubun satır aralarına. Sensizliğin vurgun saatlerinde karalıyorum düşüncelerimden artırdığım kelimelerle tertemiz sayfayı. Her şey kapkara ve anlamsız yokluğunda. Artık geceler bile yar olmuyor sensizliğin koyu karanlığında. Seninle gülmüştü oysa bu satırlar. Şimdi yine seninle ağlıyor kalemimden akan yaşlar. Hiç istemediğim halde sayfayı ıslatan duygularım, istemediğim halde sensizliğimi anlatıyor kuruyan gözyaşlarım.

Oysa gerçek zannetmiştim senin söylediğin yalanları. Kendime dost edindiğim, seni anlattığım parlak yıldızlar şimdi görünmüyor gökyüzünde. Belki de bu yaşadıklarım benim acı kaderim. Sürekli, severken, hep gülümserken acıya yenildim. Belki de sevilmeyi hak etmedim ben. Belki de hiçbir zaman sevilmedim ben. Sevginin sofrasında benim önüme gelen tabakta zehirler olacak sanırım.

Sensizliğin vurduğu dalgaların arasında ılık nefesini bekliyorum sahilde. Telefonlarım hala sessiz, yüreğim ise sensiz ılık yaz akşamının seherinde. Bıraktığın yerdeyim hala, belki dönersin diye umutlarım kaldı yanımda. Çok mu senden istediklerim?  Çok mu seni uzaklarda bekleyip bir yudum nefesini beklemelerim? Haklısın bebeğim, ben sevgiyi hiçbir zaman hak etmedim. Hiçbir zaman da hak etmeyeceğim. Çünkü ben ne sevmeyi bilirim, ne de sevilmeyi. Sadistçe duygularla kendime acı çektirmek için mi bunca yaşadığım duygu yoğunluğu?

Şimdi bu yazıyı okuyup da çok acıklısın deme bana. Kendine acımamı istiyorsun deme sakın. Sensizlikte çektiğim acıları bilemezsin, o nedenle yazdım bu satırları sana. Sanma senin yokluğunda kanayan yaralarım iyileşmeyecek. Elbet bir gün kapanır o yaralar. Elbet bir gün biter çektiğim acılar. Her yaranın bir merhemi vardır unutma! Dört duvar yalnızlığı arasında nefes alan yüreğimin çığlıklarıdır hissettiklerim. Hani senin düşlerinde gökyüzüne kanatlanmayı öğretecektin bana? Hani gözlerimin renginden gökyüzünü mutluluğa boyamayı öğretecektin? Şimdi yalnızlığa demlenmiş yokluğunla başbaşayım. İçiyorum durmadan sensizliği. Sevgiyi hak etmeyen yüreğimle sesinden gelecek ılık rüzgarları bekliyorum odamda. Yokluğun kanıyor içimde, yetimliğim ağlıyor gözbebeklerimde. Hasret bir düğüm olmuş çözülmüyor boğazımda. Hıçkırıklar bekliyor sırada.

Sensizliğin pençesinde dört duvar yalnızlığında üşüyorum. Artık dışarıya bile çıkmıyor, seninle olduğumuz yerlere gitmekten korkuyorum. Her şey seni hatırlatıyor. Dört duvar yalnızlığında yokluğunu soluyorum. Nefes almak denirse buna. Kendi nefesimde boğuluyorum.

Düşlerinde ellerini tutmaktan öte ne istedim senden. Karanlıklarıma bir avuç güneşinle gelmeni, gecenin avuçlarında uyumaktansa, avuç içlerinin arasına kıvrılıp bir çocuk gibi senin yanında gülümsemeyi istedim hep. Gelmeyeceğini bile bile bir yudum sevgini diledim. Artık kelimeler anlamsız, çaresizliğim ise yapayalnız. Şimdi beni bıraktığın yerde hala seni bekliyorum. Çok şey istemiyorum senden. Yüreğine yüreğimle dokunmak, ılık nefesinden düşüp avuçlarına yuvarlanmak, gözlerinde demlenmiş umutları sadece senin sesinden duymak, kirpiklerinde ıslanmış gözyaşlarınla kanayan yokluğunu yıkamak. Söyle hadi senden istediklerim çok mu sevgilim?

Senden hiçbir zaman yollarıma serilecek bir ömür istemedim. Ya da duygularıma sunulacak bir beden dilemedim senden. Ben senin yüreğinde bir yudum sevgi damlası olmak istedim. Dilinde ıslanan bir kelime, iki dudağından havaya kanatlanmış bir nefes olmayı diledim ben. Biliyorum hiçbir zaman ellerimiz birbirini tutmayacak. Yüreklerimiz hep hasretin avuçlarında imkansızlığı yaşayacak. Lakin imkansız aşkları tercih ettiğim için şimdi karanlıkların içindeyim. Ne olur nefesinden bir yudum hayat yolla. Seni soluyayım havayı solur gibi. Zifiri gecenin içinde kaybolmak üzereyken ihtiyacım var nefesine. Yokluğun kanarken ne olur bir avuç güneşinle karanlıklarıma gel. Karanlıkların içinde sonbaharda solan bir yaprak gibi düşmek istemiyorum kuru toprağa. Anla sevgilim; gözlerinde saklı aydınlığına ihtiyacım var benim.

Eğer gelmeyeceksen sevgili; bırak tövbeleri yarım kalmış günahlarını ser bedenime. Sevgiyi hak etmeyen kalbim, bari bir işe yarayıp küllerinden yalnızlık gülleri yeşertsin yalnızlığın gölgelerinde. Bir yudum sevginle düşlerime gelmeyeceksen, bırak ta sensizliğin içinde avuç içlerinden kanatlanayım sonsuzluğun satırlarına. Bir avuç güneşinle karanlıklarımı ezmeyeceksen, bırak dilinde ıslanacak son dua, gözbebeklerinden akan son damla olup toprağa ben sarılayım. Ben ellerimi uzattım yüreğine, nefesinden ya yokluğunu yolla yalnızlığa sarılayım ya da gözlerini yolla delice yüreğine sokulayım.

Ben sensizliğin içinde, yüreğimi sıkan kelepçenin acısıyla tutuşmuşken, ıstırabını yolla bana. Bir de gidiş nedenlerini gönder duygu burukluğuma. Ben bu dünyada sensiz yaşamaktansa, umutların bitmediği hayal dünyamda seninle ölmeyi tercih ederim.

Hayalin bittiği yerde hayat da biter unutma!

Admin Yakup Öztürk

Benzer Yazılar:

5 Haziran 2012 Saat : 3:14

Acıklı Aşk Mektupları Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

 Son Yazılar FriendFeed

Aşk Burada Başlar

Kadınları Etkile

Mucize Yaratan Kürler

ciltbakimi

Hayatınızın Aşkını Buldunuz Mu?

Kategorilerim

Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE